Bu sitede Devlet Bahceli'nin TBMM'de DEM Parti'li vekillerle tokalasmasiyla baslayan "sürec" ile ilgili bu zamana kadar X yazi yayimlandi. Bu yazilar sürecin basindan bugüne farkli asamalarinda kaleme alindi ve dogal olarak sürec icerisinde meydana gelen farkli olgusalliklari analiz etti. Ancak bu durum, bu yazilarin ortak bir argümani dile getirmesinin önünde engel olusturmadi.
XXX
Bu argümanladan, özellikle 6 Kasim 2024 tarihinde bu sitede yayimlanan "'İç cepheden' hareket eden bir neo-İttihatçılık" basligi tasiyan yazida yoğun olarak dile getirilen ilki, "sürecin", Suriye'deki Bass rejiminin ve Iran'daki Islamci rejimin (emperyalist bir müdahale ile) devrilmesine paralel olarak, her iki bölgede de ortaya cikmasi muhtemel ikinci ve ücüncü Kürt (özyönetim ya da federal) bölgeleri riskine karsi bir önlem olarak baslatildigi idi.
Körfez savasi olarak adlandirilan emperyalist müdahalenin ardindan Irak'ta olusan Kürdistan Böge Yänetimi'ni dahi hazmedemeyen Ankara rejimi acisindan bu kuskusuz bir felaket senaryosu olurdu ve olur.
Linki verilen yazida ABD establishmentinin önemli yayin organlarindan olan Foreign Affairs dergisi yazara Karim Sadjapur ve gene estanblishmentin ekonomistlerinden Nouriel Roubini'nin ABD egemenlerine akil veren yazilarindan da kimi örnekler verilmisti. Basta 25 Kasim 2024 tarihli "'Çözüm'" tartışmaları: Varoluşsal bir sorunu yönetilebilir kılma hamlesi" baslikli yazi ve 6 Aralik2024 “'İç cephe'”den hareket eden bir neo-İttihatçılık - II" baslikli yazilarda ise, Kürt siyasetcilerin yaninda MGK kararlari da analizin bilesenlerini olusturmustu.
Kürt meselesinde süregiden "sürecin" ic siyasal gelismelerden cok Suriye'deki Baas rejiminin cökmesi sonrasinda olusmasi muhtemel yeni dengelerin belirleyiciligi altinda basladigi, bu sitede daha önce yayimlanan cesitli yazilarda tartisilmisti.
Sürecin gidisatinin büyük ölcüde, basta SDG'nin yeni Suriye'deki rolü üzerinden sekillenen tartismalara bagimli oldugu da.
Türkiye'deki rejimin bu süreci basta Recep Tayyip Erdogan'in yeniden baskan olabilmesi ve Kürt muhalefetinin en genis anlamda sol muhalefetle bagini kesmek icin bir kaldıraç olarak degerlendireme cabasina girecegi de.
Malum, devlet, PKK lideri Abdullah Öcalan'in 27 Subat tarihli cagrisinin "bütün unsurlari" kapsadigini vurguluyor uzunca bir süredir. Bu konuda cok sayida örnek verilebilirse de, ... Mehmet Ucum'un meshur pazar twitlerinden ..tarihli laninda yer alan su ifadeler, yeterince belirgin bir gösterge.
"Durum nettir: Tüm unsurlar bakımından 27 Şubat çağrısı bağlayıcıdır ve o çerçevenin dışına çıkılmamalıdır. Suriye’de ise 10 Mart mutabakatına mutlak uyum şarttır."
Ancak, bu beklentinin, popüler ifadeyle, 'sahadaki' gerceklikle örtüsmedigi asikar. Keza, SDG ile yeni Suriye rejiimi arasinda 10 Mart'ta bir anlasma imzalanmissa da SDG'nin Suriye ordusuna katilmasi yönünde bir presnsip karari alan bu anlasmanin nasil hayata gecrilecegi kousu netlik kazanmis degil. Suriye ve Türkiye rejimleri, SDG'nin kendisini tamamen tasfiye etmesini ve SDG icerisinde yer alan usurlarin Suriye ordusuna birseyel 'entegrasyonunu' öngörürken, SDG ise, Suriye ordusuna bir blok olarak, tümen olarak katilmayi talep ediyor.
Zeki Akil'in su yazisi konuyla ilgili önemli veriler sunuyor.
https://www.ozgurpolitika.com/haberi-qsd-ve-ozerk-yonetim-tehdit-altinda-207432
Öte yandan, Türkiye ve Suriye rejimlerinin SDG'nin 10 Mart anlasmasina uymadigi iddialarina karin, SDG de Suriye rejiminin 10 Mart anlasmasina uymadigini iddia ediyor. Nitekim, Özgür Yasam gazetesi ... tarihinde "" basligi ile cikti.
***
Öte yandan bir süredir Kürt siyasetinda, sürecin basariyla sonuclanmayacagina dair yorumlar görülmeye baslandi.
Selim Rreat'in yazisi bu konuda önemli bir gösterge:
Ankara’dan esen rüzgar, güvenilen sözün ters tepeceğinin emarelerin taşıyor. Tepmemesinde, teyitte direnen, tedbir alan topluma dayalı devrim cephesinin zorlayıcı gücü tayin edici olacaktır.
https://www.ozgurpolitika.com/haberi-herkes-kendi-yoluna-mi-207306
Son olarak Suriye'deki Islamci rejimi Rojava'ya saldirdigi haberi düstü medyaya.
***
Yukarida linkleri verilen ve sonraki tarihlerde yayimlanan diger yazilarda farkli acilardan ve olgulardan hareketle dile getirilen bir baska argüman ise, bu sürecin, demokratiklesmeve benzeri sonuclarinin olmayacagi idi. Türkiye sosyalist hareketinin bu sürece kendi argümanlari ile müdahil olmasi gerekliliginin altinin cizilmesi ile birlikte. Bu konudaki görüs, 24 Subat 2024 tarihli “Süreci” sosyal ve demokratik cumhuriyet paradigmasıyla karşılamak! baslikli yazida su sekilde ifade edilmişti:
Görünen o ki kamuoyunda “çözüm süreci” olarak tanımlanan süreç, iktidar bloğu tarafından bir yandan Kürt sorununun hangi amaçlar doğrultusunda yönetilebilir kılınacağının çerçevesini çizmeyi hedeflerken diğer yandan da, başta ilerici Kürt muhalefeti olmak üzere toplumsal muhalefeti “çözme” süreci olarak kurgulanıyor. CHP’den Gezi direnişine, Halkların Demokratik Kongresi’nden (HDK), Birtek-Sen genel başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanmasının da gösterdiği üzere, militan emek hareketine kadar açılan bir yelpaze bahsedilen. Kuşkusuz, bu süreç kendi diyalektiği ile birlikte ilerleyecek. Herşeyden önce, temsilcilerinin açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla, iktidar bloğunun bu politikaları karşısında ilerici Kürt muhalefeti yeni dönemi barış ve ulusal haklar için demokratik mücadeleyi esas alacak şekilde kurguluyor. Bu kurgunun ne ölçüde hayata geçirilebileceği, halihazırda sürdüğünü varsaydığımız müzakerelerin seyrine göre belirlenecek elbette. Bu çerçevede, toplumsal muhalefetin yeni sürece ne ölçüde hazırlıklı yakalanacağı da oldukça önemli. Verili baskı koşullarının yarattığı kısıtlar belli ve önemli olmakla birlike, toplumsal muhalefetin sosyal ve demokratik bir cumhuriyet paradigmasına yaslanan kurucu bir perspektife sahip olması önümüz dönem açısından oldukça önemli olacak.
Yorumlar