Turkey’s labour movement keeps focus on social issues as authoritarianism rises, Global Labour Column, 20 April 2026

Tolga Tören This article is part of a special series on current challenges in the world of work, developed from a workshop held at the University of Kassel in September 2025 by alumni, associates and friends of the Global Labour University. Authoritarianism in Turkey has become more visible by the day, proving wrong the expectations harboured by international institutions at the start of the Justice and Development Party’s (AKP) rule — namely, that the party would steer the country towards liberal democracy under the banner of moderate Islamism. Recent developments instead call to mind what Nicos Poulantzas wrote in  Fascism and Dictatorship  about the exceptional state: ‘Law no longer regulates: arbitrariness reigns’ (Poulantzas, 2018: 297).

Güney Afrika'nın hikayesinden çıkarılacak dersler var (Hürriyet, 7 Ekim 2010)

Güney Afrika'nın hikayesinden çıkarılacak dersler var

Planet

Güney Afrika'nın hikayesinden çıkarılacak dersler varAraştırmacı-yazar Tolga Tören’in son kitabı 'Güney Afrika’da Sendikal Emperyalizm' (Trade Union Imperialism in South Africa) bir yandan ABD’nin ülkede kapitalizmle dost bir işçi sınıfı yaratma girişimlerinin hikayesini anlatırken, bir yandan da Türkiye’de emek-sermaye ilişkilerinin gelişimini yeniden düşünme fırsatı sunuyor

Türkiye’de emek ve kalkınma çalışmaları alanında verdiği eserlerle tanınan bağımsız araştırmacı ve siyasi aktivist Tören, “Güney Afrika’da Sendikal Emperyalizm” kitabıyla bu kez, dünyanın bambaşka bir köşesini mercek altına alıyor.

Kitapta İkinci Dünya Savaşı sonrasında kapitalist sistem içinde hegemonik bir güç haline gelen ABD’nin Güney Afrika’da militan emek hareketine alternatif, Apartheid yönetimiyle uzlaşan, kapitalizm yanlısı bir işçi sınıfı yaratma çabaları ele alınıyor.

Başlangıçta, özellikle Latin Amerika’daki “sendikal emperyalizm” alanında yazılmış çalışmaların doyurucu bir değerlendirmesini yapan Tören, ilerleyen bölümlerde Güney Afrika’daki dönüşümü tarihsel bir perspektife oturtmak adına İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde kapitalizmin yaşadığı dönüşümün net bir fotoğrafını çekiyor.

MARSHALL PLANI VE SONRASI

Bretton Woods sisteminin kuruluşu ve Marshall Planı’nın hayata geçirilmesi gibi tarihi köşe taşlarını detaylarıyla anlatan Tören, ABD’nin böylece uluslararası emek hareketini şekillendirme yönünde adımlar attığını ifade ediyor. Yazar, bu süreçte özellikle Dünya Sendikalar Konfederasyonu’nun bölünmesi ve Uluslararası Hür İşçi Sendikaları Birliği’nin kuruluşunun önemine dikkat çekiyor.

Tören, kitabın geri kalan bölümlerinde Güney Afrika’da yaşanan gelişmelere odaklanıyor. 1948’de Ulusal Parti’nin iktidara gelişiyle kurulan Apartheid rejiminin başlattığı ırk ayrımcılığına dayalı kapitalist düzene karşı Güney Afrika işçi hareketinin yaşadığı gelişmelerin yanı sıra, 1960’lı yıllarda ABD firmalarının Güney Afrika’da hayata geçirdiği yatırımlar da ele alınıyor.

Kitaba adını veren son bölümde ise Tören, ABD’nin özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Amerikan İşçi Federasyonu ve Sanayi Kurumları Kongresi (AFL-CIO) başta olmak üzere çeşitli kurumlar aracılığıyla, Güney Afrika Sendikalar Konseyi (TUCSA) üzerinden ülkenin Apartheid ve kapitalizm karşıtı militan sendikal hareketini zayıflatma girişimlerine yer veriliyor. Kitap ABD’nin bu girişimlerinde hedefine ulaşamadığı sonucuyla tamamlanıyor.

TÜRKİYE'YLE KARŞILAŞTIRMA FIRSATI

Güney Afrika ilk bakışta çok uzak bir ülke olsa da, Türkiye’nin devlet eliyle kurulan ve bu yüzden “sarı sendika” olarak tanımlanan ilk sendikası Türk-İş’in komünizm tehlikesine karşı Avrupa’da kapitalizmi canlandırmak için hayata geçirilen Marshall Planı’nın bir parçası olarak kurulduğu düşünüldüğünde, Tören’in çalışmasının Türk okurlar için değeri daha net bir biçimde ortaya çıkıyor.

Daha da ilginci 1952’de Türk-İş kurulması adına önemli çalışmalar yürüten Irwing Brown’un 1960’larda Güney Afrika’da Afrika-Amerika Emek Merkezi’nin yöneticisi olarak karşı çıkması.

Ancak bu süreçte Türk-İş ABD politikaları adına bir başarı hikayesine dönüşürken aynı politikaların Güney Afrika’da hedefleneni verememesi Türk okurlara “Peki fark neydi?” sorusunu sorduruyor.

Yorumlar