Turkey’s labour movement keeps focus on social issues as authoritarianism rises, Global Labour Column, 20 April 2026

Tolga Tören This article is part of a special series on current challenges in the world of work, developed from a workshop held at the University of Kassel in September 2025 by alumni, associates and friends of the Global Labour University. Authoritarianism in Turkey has become more visible by the day, proving wrong the expectations harboured by international institutions at the start of the Justice and Development Party’s (AKP) rule — namely, that the party would steer the country towards liberal democracy under the banner of moderate Islamism. Recent developments instead call to mind what Nicos Poulantzas wrote in  Fascism and Dictatorship  about the exceptional state: ‘Law no longer regulates: arbitrariness reigns’ (Poulantzas, 2018: 297).

Umutsuz olmak için bir neden yok...

Tolga Tören

Evet kısa vadede büyük değişiklikler, alt üst oluşlar olmayacak, ama umutsuz olmak için bir neden de yok. Krizle birlikte, kapitalist sistem uluslararası ölçekte yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor. Baştacı edilen neo-liberal söylem, sorgulanıyor... Küçülsün denilen devletler, sermayenin yeni kurtarıcısı olarak sahnedeki yerini alıyor. ABD, Afrika'dan Ortadoğu'ya aşınan imajını tazelemenin yollarını arıyor.

Ama....Güney Amerika'nın rengi, çelişkilerine rağmen, yavaş yavaş kızıla bürünüyor. İran'da kitleler, sosyal hak talepleri ile birlikte sokaklara dökülüyor. ABD'de işçi sınıfı sosyal güvenlik talebini yükseltiyor. Japonya'da 55 yıl sonra, neo-liberal politikalardan bezmiş halk, seçimlerde liberalleri alaşağı edip, başka bir partiyi, sosyal demokratları iktidara getiriyor...

Uluslararası ölçekte güç ilişkileri değişiyor... Örneğin, kapitalist sermaye birikim süreci daha da derinleşen Çin, Hindistan gibi ülkeler, IMF, WTO gibi kuruluşlarda daha güçlü bir pozisyona sahip olmanın yolunu arıyor... Avrupa Birliği içerisinde farklı ülkelerin sermayeleri arasındaki çelişkiler, Birlik'in politikalarının netleşememesine, Birlik'i oluşturan ülkeler arasındaki çatışmaların artmasına hizmet ediyor.

Ya Türkiye... Türkiye'nin bir çok yerinde düzenlenen sempozyumlarda, panellerde ya da benzeri gönüllü etkinliklerde, yayınlanan bir çok akademik/politik yayın organında, oluşturulan çeşitli platformlarda binlerce Marxist sosyalist, toplanıyor, tartışıyor, üretiyor, düşünüyor, yazıyor, çiziyor...

Sosyalist örgütlerin önemli bir çoğunluğu yeni örgütlenme araçları yaratmanın peşinde koşuyor. Sosyalist solda saflar iyiden iyiye netleşiyor. Birbirine benzeyenler, aynı örgütsel yapı içerisinde olmasa da, çeşitli platformlarda bir arada işler yapıyor, eylemler organize ediyor. Sınıf perspektifini bir yana atıp, meseleyi sadece merkez-çevre analizlerinden hareketle ve kerameti kendinden menkul bir otoriterlik eleştirisine indirgeyen 'sol', anti kapitalist olmadan anti-emperyalist yönelime giren, böylece bir nevi nasyonal sosyalizme bulanan ve işi kontrgerilla artıklarıyla işbirliği yapmaya kadar götüren 'sol' ve sınıf perspektifini, devrimci duruşunu hala koruyabilen sol birbirinden ayrışıyor... Kısacası, sosyalist hareket yeniden karılıyor.

Sistem, önemli bir dönüşüm geçiriyor...Kapitalist sistemin uluslararası ölçekte yeniden yapılanması ile beraber, ülke içindeki aktörler değişiyor, devletin yapısı, sermaye birikim sürecinin başat aktörleri değişiyor. AKP her ne kadar bu değişimin taşıyıcı aktörü olabilmiş gibi görünse de, içerisinde fazlasıyla kırılganlık barındırıyor. Ve sistem yeni aktörler yaratmakta zorlanıyor... Yoksulluk, yoksunluk ve sömürü günden güne daha belirgin ve üstü örtülemez hale geliyor. Kısacası, bıçak, kemiğe doğru hızla ilerliyor...

Umutsuz olmak için bir neden yok...

Yorumlar